Olur olur

insanlık tarihi elbette acılarla doluydu. Savaşlar hastalıklar kıtlık dönemleri benim aklımın erdiği birkaçı bu acıların. Sair zamanlarda bir ülkede savaş olur, çocuklar ölür, kıtlık olur, yine çocuklar ölür, bir salgın hastalık olur fakirler ölür; dünyanın geri kalanının pek umrunda olmazdı. Kısaca ateş sadece düştüğü yeri yakardı gerisi de hayatına devam ederdi.

Görüp görebildiği uygarlığın hızlı bir şekilde ilerleyişi olan bir nesil için bu kadarı fazlaydı. Nitekim sindirmesi de zaman alacak. Bize anlatılan tarihi sanırım artık bizim anlatma zamanımız geldi, tâbi bu seneyi atlatmayı başarabilirsek.

Her ne kadar melankolik biri olsam da yaşamayı hep çok sevdim ve kötümserlik sadece dilimde kaldı kalbime sirayet etmedi hiç. Hele ki sağlık açısından zor zamanlardan geçtikten sonra anladım yaşamın kıymetini. Güneş ve gökyüzü daha güzel görünür oldu gözüme. O yüzden her sabah önce güneşi gözler temiz havayı koklarım.. Yinede bugün biraz düşündüm insan bir felaketle karşılaştığı zaman önce kabul etmeyip aşırı umutlanıyor. Hastane çıkışında aynaya hiç bakmadığım için en fazla üç aya iyi olurum diyerek aramıştım okul müdürümü. Zannettim ki her şey hemen düzeliyor. 3 ay 6 ay 3 sene derken başka sıkıntılar da eklendi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı. İnsana zor gelen yaşadığı bir felaket değil sanırım, ani değişen yaşantısı, düzeni ve ardından gelen çıldırtıcı belirsizlik.

Hayatımızın yeni parçası coronavirüs için de öyle olacak. İlk günler iki ay sonra geçer, sonraki günler belirsizlik ve sonrakiler alıştık artık. Belki de hepimiz bağışıklık kazanmış olacağız alıştığımız gün. Yaşamak kadar ölümün de ensemizde olduğunu anlamışızdır çoktan. Yaşamanın, sağlıkla yaşamanın kıymetini öğrettiği için ona teşekkür edeceğiz. Bir süre dinlenip yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışacağız. Gerçekten çok merak ediyorum dünyada nelerin değişeceğini.

Virüs kaygısı bende Şubat ayında başlamıştı. Bilge’ye bakıp geleceğini düşünür, uyuyamaz olmuştum. Zatürre vakalarındaki artış, dört bir yanımız sarılıyken burda yok denilmesi az düşünen biri için çok anlaşılır değildi. Tüm önyargılarımı kırıp terapiste gittim. Ona virüs yüzünden çok kaygılıyım dediğimde yüzüme öyle bir baktı ki hiç o kadar küçümsenmiş hissetmemiştim. Ona o gün diyemediklerimi not edip sonraki seansa hazırlandım derken karantina başladı. Her gün gelmek zorunda olduğu hastanede kaygısız mı oturuyor merak ediyorum doğrusu.

Her zaman savunduğum ve tutunduğum düşünce insan hayatında doğası gereği her an her şey olabilir ve tepkileri de değişebilir. Birkaç gün sonra her yasa alışır insan. Hissettiği insanî hiçbir duygu durumu için kimse kimseyi aşağılayamaz. Bu arada ben nasılım? Heyecanlı, kaygılı bazen sakin teslim olmuş buluyorum kendimi. Ama barıştım kaygılarımla ve virüsle. O da yaşamını sürdürmeye çalışan bir canlı. Ve şu anda tüm dünyaya öyle dersler veriyor ki bunun için ne kadar uğraşsak yapamazdık. Bundan sonra neler olur bilmiyorum. Ama içimden bir ses güzel olacağını söylüyor hep, sakin ol kaygıyı bırak ve izle diyor. Daha da terapiymiş psikologmuş gitmem. İnsan duygusundan anlamayan insanlar hep bana denk geliyor. Aslında bana kendi kendime baş etmeyi öğrettiler teşekkür ederim özellikle Aziz bey ve diğer hanıma adını bile unutmuşum. 🤦

Sonuç olarak insanlık tarihi tekrarın tekrarını yaşamaya mahkum. Bu günler de geçer gider. Hayat hızlı akışına geri döndüğünde bu günleri özleyebiliriz. Bundan dolayı anı yaşayıp verimli geçirmek lazım evdeki günleri. Güzel olacak güzel..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s