Mecburen Minimalistim

Öncelikle belirtmek isterim ki minimalizmle ilgili pek bilgim yok. Kendi yaşamımda bir yola girdim ve beni sadeleşmeye götürdü ve aslında iç yolculuğum da başlamış oldu. Bu iç keşif sürecinde boş ve gereksiz bir o kadar da kalabalık uğraşlarım olduğunu anladım. Önce sadeleştim sonra buna minimalizm denildiğini ve insanların özel çabalarla minimalist olduklarını öğrendim.. Bana göre…

Bayram Manzaraları

Öncelikle hepinize iyi bayramlar..Arefe gününden beri ne zaman buralarda gezinsem yazılar hep eski bayramları, çocukluk dönemi güzelliklerini anlatıyor. Ben ruh hali melankoliye kurulu bir kişilik olarak elbette eski bayramları yâd ettim başta, fakat size onlardan bahsetmeyeceğim. Yaklaşık 4 yıldır tanık olduğum ve beni iyi/ kötü etkileyen bayram manzaralarından söz etmek istiyorum. Başta rahatsızlığım olmak üzere…

Labirent

Bir labirentten ibaret hayat. Girişi var, süre dolmadan çıkış yok. Mecalim kalmadı desende dolanmak zorundasın o sokakları. Rastladığın her yeni kişi için geçmişin perdesini kapatmanın acısı da cabası. Kayıpların olacak, kazançların da.. Mühim olan bu ikisinin dengesi ya da doğru dengesizliği. Sokrates’in çok sevdiğim bir bakış açısı var bu noktada. Hayattaki kayıpların olmasını kazançlar kadar…

Oğlumun denizci olmasını isterdim..

Oğlumun denizci olmasını isterdim. Deniz sonsuz bir kavga alanıdır. Deniz kavgacıdır. Oğlumun kavgacı olmasını isterdim. En iyi, en temiz, denizde düşünülür. İsterdim ki oğlum, Kavga’dan ayrılmadan, Kavganın içinde düşünen bir adam olsun. Denizin gözü pek’tir. Denizcinin de gözü pek, Denizle yüz be yüz dövüşülür. İsterdim ki oğlum, Yüz be yüz dövüşmekten tat alsın. Diyeceksiniz ki:“İşte…

Duphalac: Zor günlere uzaktan bakış

Zor günler, kolay geçmeyen hatta hiç geçmeyen zamanlar sıradan bir güne göre daha çok anı barındırır. Sahur vakti sessizliği ve dinginliği ile geçen günleri düşünürken (traji)komik bir anım geldi aklıma. Ben hayatımın en zor günlerinin en zor anlarını hep sabaha karşı yaşadım. Aslında bir şey olduğu yok bu vakitlerde, sorun şu ki bir şekilde ilerleyen…

Susmak

Sessizlik, sükunet içinde bir gün daha bitti. Bu aralar susmak dışında yaptığım pek bir iş yok. Üstelik önceleri beni rahatsız etmeyen sesler de kafamı tırmalar oldu. Kendimi “huysuz bir ihtiyar” gibi hissediyorum. Kelimelerin bir büyüsü olmalı, baksanıza bir alışan tekrar vazgeçemiyor. Sürekli konuşuyor insanlar sürekli bir uğultu halindeler. Dünyanın başını döndürüyoruz. Daraltıyoruz yaşam alanımızı.. Susmanın…