Mutluluğun Resmi

Yağmurlu bir kış akşamı, kapıdan girer girmez o eski sobanın sıcaklığı, sol tarafta annemin çeyizlik dolabı, tam karşıda üzerinde anteni olan o minik siyah beyaz televizyon. Sobada kaynamış su ile bizi yıkamaya çalışan annem bir yanda, inşaattan gelmiş yemek nerde diye sesi gelen babam diğer yanda. İstisnasız her banyoda ağlayan kardeşim, sabunu kafasına vura vura…

İnsan..

İnsan.. bir iç çekişin ardından boğazındaki düğüm olan, yaşamın acemisi insan.. İnsan..bir ah, bir heves, bir nefes.. İnsan çok tuhaf, çok karmaşık bir bilmece. Kendi kendini dahi anlamlandıramayan bir deha. Tüm yetkiler elindeyken çok aciz, tüm duygulara hakimken çok hissiz, mekanın sahibiyken yersiz yurtsuz.. İnsan bir mucize, hiçbir mucizeyi farkedemeyen kör bir mucize. Günden güne…

Umuda Dair

40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun. -bir tür nihilizm değil mi bu? -tam tersine, değer yüklediğin şey bunlar değil.Allah’tan başka hiçbir şeye değer vermemek var bunun…

Nerde kalmıştık

Epeydir yazmışım ama muhtemelen o an Bilge ağlamıştır, acıkmıştır yazı taslak olarak kalmış. Birikmiş edebi yazılara ara verip düştüğüm telaşlardan söz etmek isterim. 3 ayı geçti Bilge kızım doğalı, bendeki o manik depresif lohusa psikolojisi de hafifledi. Tam olarak geçti diyemem ama değişik bir ruh haliydi yaşadığımız. Yaşadığımız diyorum çünkü evde sadece ben lohusa değildim,…

“Düğün salonu fotoğrafçısının elinde, farkımda olan herkesin, kendisine çekidüzen verip, bazen gülümseyerek bazen de gereksiz bir ciddiyetle bakışlarını yönelttiği; ânı yakalayıp anı yapan, gördüğüm herşeyin şahidi bir fotoğraf makinesiyim.” Uzun ömürlü değilim onların hayatında. Hiçbir zaman birinin hayatında uzun ömürlü olamadım. Olsam ne önemi var ki.. Onlar bazen ciddiye aldılar beni, bazen sahte bir gülümseme…

Y*k

-Neyi bekleyeceğiz Zeze? -Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini. (Şeker Portakalı) Bazı şeyleri konuşmak, dile getirmek çok zordur. Bazı şeyleri susmak daha zordur. Sustuğunuz hemen anlaşılır, bir türlü saklayamazsınız. Yazıda sustuğumu çok güzel saklarım ama bir anlamı olmaz. Zaten susmak istemediğimi yazıyorum ya, öyle değil mi? Birilerine sustuğumu burda anlatmak ne derece doğru olur bilemiyorum. Ama…

Kızıma

‘Heyecanlanma’ dedi Albayım, ‘Heyecanlarını boş yere harcama.’* Bilge kuzum Bir gün seni kucağıma aldığımda önceki heyecanlarımı unutacağımı bilseydim inan hiçbir şeyi kafaya takmaz sadece seni beklemenin heyecanını yaşardım.. Bu yazıyı -olur ya insanlık hali- ileride unutursam bu günleri diyerek sana ithafen bırakıyorum. Hikayeye en başından başlayacak olursam umutsuzluğa kapıldığım bir günde almıştım haberini. Önceki yaşantılarım…